İbrahim Tenekeci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İbrahim Tenekeci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nisan 15, 2013

ibrahim tenekeci, iron wine




Her yerden görülen bir şeyken dünya
Sağa çekip ağaçları seyrettik.

İbrahim Tenekeci






Eylül 27, 2012

ibrahim tenekeci





“Yaşına hürmeten senin ey dünya
Demedim bir şey, yaptıklarına.”

Ne kaplumbağa terbiyecisinin kaplumbağaları, ne şirin köyü, ne de gül yaprağı saklayabiliyor artık seni. Kelimelerin kurduğu ütopyanın duvarlarıysa yıkılmak üzere. Küçük yaşta ölümün kucağına konulan bebeklerle, saf yüzünün ardına saklamak istediği paranın sahteliğiyle pazarcının emeğini alıp giden adımlarla, ben demekten sen demeyi unutmuş insanlarıyla kötü çehren karşımda. Ne tarafa dönsem, hangi yüze baksam içinde sen varsın.Görmemeye çalışmak bir kaçış belki, ama yanıbaşımızda tükenen değerlerin çığlıklarına nasıl kayıtsız kalınabilir ki, hangi vicdan kabullenebilir bunu. En azından dualarda anmak gerekmez mi ellerimizin uzanamadığı yerleri. Peki yalnız dualar yeterli denilebilir mi? Soru işaretleri sarmışken aklımı, görmemezlikten geldiğimiz yanlışlar arasında doğruyu yaşamaya çalışırken bir ruh hangi duvarların ardında huzur bulur..



İbrahim Tenekeci



Temmuz 19, 2012

i.tenekeci





Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.
Kendinden mahrum kalır mı insan?
Kalsam.

Duralım burada, güzel esiyor


İbrahim Tenekeci 




görsel : lyle motley 

Mart 21, 2012

ibrahim tenekeci



acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.


İbrahim Tenekeci

Mart 14, 2012

İbrahim Tenekeci



kimseyi kıramam ben kendimden başka
dümen bile kıramam incinir diye rota

ve fırtınayı severim sizden iyi olmasın
götürür çünkü beni o ateşin girdabına

hangi çocuk üstlenir bir girdabın suçunu
çığ düşüyor başıma, biraz kar yağsa

karşılıksız çıkıyor gülmenin tüm çekleri
titriyorum, dağa nişan alan bir çocuk gibi

ya bir vuruşta devrilmez, yürürse üzerime
evet, inanasım gelmiyor gözümün gördüğüne

nasıl her şey kilitliyse açık denizde
nasıl korkarak büyüyorsa astım çiçeği

bir mermer gibi eriyorum hayatın kapısında
hüzün bandıralı bir gemi cansuyumda

seyretmeye doymuyor, öpüyor sonra beni
ey gitmek denen serseri

gelinlik kuşlar gibi
sekip durma göğsümde

yağmuru bıçakladım ben
bıçaklarım seni de...

İbrahim Tenekeci