Edip Cansever etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edip Cansever etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 19, 2014

binalarınız çok yüksek sizin baş döndürüyor ...




gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
büyük bahçelerin küçük içinde
saksılardan birinde
gördüm de
uyurken uyandırılmış gibi
beni bir sardunya büyüttü belki.


Edip Cansever 

Mayıs 28, 2014

Şubat 09, 2014

edip cansever





Elimde bir çanta, şurda burda dolaşıyorum,
Hep bir yerlere gideceğim sanki,
Güvercinler konuyor saçlarıma bileklerime,
Uçuşuyorlar,
Bir çınar yaprağı düşüyor ayaklarımın dibine,
Kupkuru,
Elime alıyorum, çiziyorum üstüne kalbimi
Kalbim, diyorum,
Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin aşkına

Edip Cansever

görsel : Rui Palha



Kasım 03, 2013

edip cansever




kuşları okuyorum içimde, ağacın kuşlarını
yeni pişmiş çilek reçeli gibi kaynayan
dalların üzerinde
gemilere dadanan kuşları okuyorum bir de
göklerde bir başına dolaşan
görkemle

Edip Cansever 


Eylül 19, 2013

the bard's song




yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da
gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki ... 

Edip Cansever








Temmuz 24, 2013

schubert & cansever





Serenade (Schubert) by Nana Mouskouri on Grooveshark


Bulanık bir havuzun yanında buluyorum kendimi
Bakımsız, taşları kırık bir havuzun yanında
İçinden koyu yeşil bir çocuğun baktığı
Çürümeye yüz tutmuş yaprak renginde
Ağlaması yağmurlu bir sundurmaya benzeyen
Kırık iskemleleri, çatlamış mermer masasıyla
Yağmurlu bir sundurmaya
Ve pencerelerde belli belirsiz bir kadın
Pencerelerde ve her yanda.

Edip Cansever

Temmuz 02, 2013

Haziran 17, 2013

edip cansever



Yoldaki bir taşı şöyle bir kenara koyduk
Yakamıza rastgele bir çiçek iliştirdik
Su satılan dükkanlara baktık ,yüzümüz cam cam ışıdı
Ve leylak kokuları gibi kendi kokumuza uzandık
Köşeyi döndük, bütün köşeleri hızla döndük
Su birikintilerinin ağaçlandığı eski bir sokağın tarihinde
Şöyle yazdı:
Her şey sonraya kaldı.

Ey ayaklarımızın dibindeki yoksul gül
Gölgesi yüreklerimizin
Öfkemiz sevgiye benziyor şimdi,sevgimiz öfkeye
Ve tartışmaya çevirdiğimiz deniz ölüler bırakıyor
Çıplak ölüler
Birbirine kenetlenmiş ölüler halinde.

Bir otobüse biniyoruz ,sahiden biniyor muyuz
Söyle, nerde
“Göğe bakma durakları”, nerde 


Edip Cansever


Mayıs 15, 2013

edip cansever



her şey biraz öyledir: açtık ve solduk
yapraklarımızın yontulmamış topaz renginde
çocukla gülün, gülle geçmişin
karışık tenimizde sesi
koyu kırmızı sesi

her şey biraz öyledir: açtık ve solduk…


Edip Cansever



görsel : Ebru Sidar

Şubat 11, 2013

geçiş




köprü yıkılsa da, kıyı kalır.


Stanislaw Lec



Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan ...


Edip Cansever 


Ocak 24, 2013

edip cansever




Sen buzul mavi, sen kaç yılın aynalı dolapları
Kırılan bardakları elbiselerin ve çocukları
Lekesiz gözleriyle ne kadar maviyse o kadar hiç konuşmadıkları
Sen buzul, sen devamlı, sen…
Yaklaş bana, kimse hiçbir yere dokunmasın
Bana sessizlik et, düğümle saçlarımı
Çözülsün bu kartopları, gece yanan fırınlar, içimin sayıları
Akıt kanımı biraz, kimse hiçbir şey söylemesin
Kimse artık hiçbir şey söylemesin
Bana yalnızlık et, birleştir yalnızları
Sen buzul, sen devamlı, sen…
Sen kaç yılın aynalı dolapları.


Ocak 15, 2013

edip cansever





Sevgili Tomris’e, 15 Mart için

Düş sensin
Açtın mı kapısını balkonunun
Saksıda görünen de sen
Sulayan da senin elin.

Düş sensin
Susuz içersin içkini
İçtiğin içki seni görür uykusunda
Uyanınca anlatılmayı seversin.

Düş sensin
Nedense bu yıl kar yağmadı
Bembeyaz kentin içinde
Bilmem ki nasıl anladım çok belli ayak izlerin.

Düş sensin
Çünkü sensin düş
Küçücük bir kız çocuğu gibi, tam öyle gibi
Baharını icat edersin.
Düş sensin.


Edip Cansever

Aralık 18, 2012

edip cansever






Ey benim sevgiyle bıraktığım zamanlar… Her penceresine gözyaşından boncuklar dizdiğim evler… Her birinde bin ay boğulan kuyular… Çiğdemlerle, boyalı yumurtalarla baba korkusunu bayrama çeviren yaşama ustalarım… Ey bahçelerin sonsuz yazları… Hangi çocuk bilerek yaşar sizi, hangi büyük unutur sonsuzluğunuzu… “Ey geçmiş! silindikçe, silindikçe bugünle donanırsın.// Ey şimdi! geçmişle süslenirsin sen de.// Ey zaman aralıkları, zaman aralıkları! bilmem ki ne isterdiniz bir gidiş-dönüş biletine.”

Edip Cansever


Kasım 22, 2012

edip cansever




Sanki hiçbir şey uyaramaz
İçimizdeki sessizliği
Ne söz, ne kelime, ne hiçbir şey
Gözleri getirin gözleri.


Edip Cansever - Yerçekimli Karanfil


Temmuz 30, 2012

edip cansever



sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan
ince bir org sesini sürükleyerek
benekli bir örtü çekiyor üstüne dünya
hepimiz kayboluyoruz

Edip Cansever

Mayıs 30, 2012

Mayıs 11, 2012

edip cansever




Sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan
İnce bir org sesini sürükleyerek
Benekli bir örtü çekiyor üstüne dünya
Hepimiz kayboluyoruz

Edip Cansever

Nisan 11, 2012

saate bakmak



Yoldaki bir taşı şöyle bir kenara koyduk
Yakamıza rastgele bir çiçek iliştirdik
Su satılan dükkanlara baktık, yüzümüz cam cam ışıdı
Ve leylak kokuları gibi kendi kokumuza uzandık
Köşeyi döndük, bütün köşeleri hızla döndük
Su birikintilerinin ağaçlandığı eski bir sokağın tarihinde 
Şöyle yazdı:
Her şey sonraya kaldı.
Ey ayaklarımızın dibindeki yoksul gül
Gölgesi yüreklerimizin
Öfkemiz sevgiye benziyor şimdi, sevgimiz öfkeye
Ve tartışmaya çevirdiğimiz deniz ölüler bırakıyor
Çıplak ölüler
Birbirine kenetlenmiş ölüler halinde.

Bir otobüse biniyoruz 
sahiden biniyor muyuz
Söyle, nerde
“Göğe bakma durakları ”, nerde ? 

Edip Cansever 

Mart 23, 2012

Edip Cansever




Ne kalır ne kalır
Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan
Dokuzu unutulmuş on yüz mü kalır
Onu da unutulmuş bir şiir belki kalır
On çizik, on çentik, on dudak izi
Bir çay bardağında on dudak izi
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.

Ne kalır benden geriye,

benden sonrası kalır

Asıl bu kalır.


Edip Cansever

Ocak 16, 2012

Edip Cansever







Yüzümü size çeviriyorum, siz misiniz?
Elimi suya uzatıyorum, siz misiniz?
Siz misiniz, belki de hiç konuşmuyorum.
Belki de kim diye sorsalar beni
Güneşe, çarşıya, kadehe uzatacağım ellerimi
Belki de alıp başımı gideceğim
Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin
Nereye, ama nereye olursa gitmenin
Hüzünle karışık bir ağrısı


Edip Cansever