Oruç Aruoba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oruç Aruoba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Temmuz 03, 2013

Mayıs 17, 2013

oruç aruoba







yaşamın en küçük şeyleri bile bakım ister:
ufak ayarlamalar, düzenlemeler, onarımlar...

ya büyük şeyleri?...
- yaşamın 'büyük ' şeyleri yoktur ki;
yaşamın her şeyi küçüktür, ufacıktır, ayrıntıdır."

Oruç Aruoba



Şubat 11, 2013

yengeç




İçimde bir yengeç var.

İçimdeki en kuytu kovukta yaşıyor olmalı; oradan seyrediyor herhalde her yaşadığımı. Ancak arada bir hissediyorum varlığını ancak arada bir belli ediyor kendini. Ama biliyorum hep orada bana direnir. Çoğunlukla dolambaçlı yollarla karışır yaptıklarıma, ket vurur. Bir yolunu bulup yaptıklarımı engeller; yapacaklarımı belirlemeğe çalışır. Bunun temelinde benim ile uyum içinde olmaması yatsa gerek. Benim yaptıklarım aykırı geliyor olmalı ona.

Sanıyorum benden pek hoşnut değil. En çok dayanamadığı da benim devinimsiz, eylemsiz kaldığım zamanlardaki hâlimdir (gün olur, hiçbirşey yapmak gelmez içimden; ya da : hiçbirşey yapmak gelir. Öyle bir köşeye oturur, saatlerce, etrafıma bakınırım seyrederim. Kafamdan binbir türlü imge, tasarım, düşünce öylesine, gelişigüzel geçip durur; zaman da geçer ya, öyle aldırmam...) bu durumlarda, içimde kocaman kıskacının çat çatını, sert ayaklarının yan yan eşelenen öfkeli katırtısını duyarım. "Yürü git!", der bana; ama ben kalakalmış olurum. Dinlemem onu; belki, dinlemek elimden içimden gelmez.


Oruç Aruoba



Kasım 14, 2012

oruç aruoba




'Yavaş yaşayacaksın - bir tür hayretle seyredeceksin yaşamının kendi önünde biçimlenişini; bir yandan da, bir garip yaşantı yoluyla, yaşamının zaten bu yönde biçimleneceğini önceden bildiğin duygusunu duyacaksın.

Yavaş yavaş, şaşmaz adımlarla olacağına varacak yaşamın
-sen de, hayretle seyrederken
onun oluşumunu, bileceksin ki, zaten,
böyle olacaktı işte...

Yaşamını, hayretle, bileceksin.'

'Yaşamının hiçbir belirli yerinde bulamadığın amacı, boydan boya kendisinde yatar.
Yaşamının amacını arayıp arayıp bulamayacaksın;
ki, bu olacak işte yolu gösteren -amaç da, bu..'

'Yaşamda yapabileceklerin, zaten, yapabildiklerin olacak
-ama yapabildiklerin, yapabileceklerinden
daha az olabilecek: ıskalayabileceksin -bundan da
korkma, kaçınma; zaten, yapabileceklerini
yapabildiklerinden ayrı, bağımsız olarak
saptayabilseydin, 'herşeye kadir' olurdun!

Oruç Aruoba



Aralık 21, 2011

ile ...





Başlangıçta insanın üç cinsiyeti vardı; bugünkü gibi iki, erkek ve kadın değil, bunların birleşmesinden oluşmuş bir üçüncü cins vardı; bunun adı da hâlâ var, ama bir yergi sözü olarak kullanılıyor, artık. Hermaphrodite adında ve biçimindeydi bu üçüncü cins insan, erkek ile kadından oluşan.
Bunların her birinin dört eli, dört ayağı vardı, yuvarlak bir boyun üzerinde, ortak bir kafada, iki yüzü, dört kulağı vardı, bütün öteki ögeleri de ikişer tane; edep yerleri de bir çiftti.
Bunlar hızlı gitmek istediklerinde, sekiz üyeleri üzerinde yuvarlanarak giderlerdi. Güçleri kuvvetleri çok yüksekti, yüksek de düşünceleri vardı; böylelikle, göklere bir yol açmayı, tanrılara saldırmayı kurarlardı.
Zeus ile öteki tanrılar görüşüp tartıştılar, bunlara ne yapacaklarını. Bunların, öyle yıldırım gönderip, bütün cinslerini yoketmek, yapılacak iş değildi, çünkü o zaman bu insanlardan gelen saygıdan ve kurbanlardan da olacaklardı; ama bunların böyle sınırlarını aşıp taşkınlıklarını sürdürmelerine de izin veremezlerdi.
Sonunda düşüne düşüne Zeus bir çare buldu ve dedi:
Sanıyorum bir yol buldum, insanların gene de varolabilecekleri, ama aşırılıklarından vazgeçebilecekleri; çünkü daha zayıf olacaklar. Şimdi, bunların her birini iki yarıya böleceğim, o zaman daha zayıf olacaklar ama gene de bize yararlı olacaklar; çünkü çoğalmış olacaklar. Artık iki ayaklarının üstünde yürüyecekler. Ama, daha hâlâ sınırlarını aşıp taşkınlık yaptıklarını görürsem, onları bir kez daha ikiye bölerim; o zaman da tek ayakları üstünde zıplayarak yürümek zorunda kalırlar.
Bunu söyledikten sonra insanları ikiye böldü, bir meyve böler gibi. Her birini bölünce de, Apollon’a buyurdu ki, yüzü ve bölünmüş boynu tersine çevirsin, ki insan kendi bölünmüşlüğünü görebilsin de, daha erdemli olsun.
İşte, doğal biçimleri ikiye bölünmüş olduğundan, her bir yarı öteki yarısını özler ve biraraya gelebilirlerse, biribirlerine sarılırlar ve yeniden birleşmeye çalışırlar.
Böylelikle insanlar arasına sevgi [Eros] gelmiştir; bu da, ikiden bir yapma çabası, ve insanın başlangıçtaki yapısını yeniden kurma isteğidir. Her birimiz bir insanın bir parçasıyız, çünkü, birken ikiye bölünmüş ve iki olmuşuz. Bu yüzden, her bir yarı, öteki yarısını arar. 







Oruç Aruoba