Ekim 06, 2014
tünele girmeden önceki ...
son oksijen istasyonu gibi, Sufle
nefes alın ...
autumn
ağaçların saçlarını tarayışı sonbahar
sonra, uzun bir kış uykusu için / nehrin kucağına uzanacaklar ...
görsel : Amsterdam, Netherland
cohen
"Hala çalabilen zilleri çalın; kusursuzluğu unutun. Her şeyde bir çatlak vardır; ışık içeri böyle girer."
Leonard Cohen
görsel : Arthur Tress
Eylül 22, 2014
son feci bisiklet
iyi, iyi pazartesi müziği ...
Byron
Yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır. Yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç. Topluluklar vardır kimsenin zorla girmediği, derin denizlerde ve sesinde de müzik. İnsanı daha az seviyorum diyemem ama doğayı daha fazla …
Lord Byron
görsel : Daphne Sheldrick
Eylül 15, 2014
elbette gölge, elbette ışık
" hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlat; sormazsan biliyorum..." diyor haraptarlı nafi.
"alaaddin kimdir diye sorarsan, bilmiyorum evlat; sormazsan biliyorum..." diyor anlatıcı.
"zaman nedir diye sorarsanız, bilmiyorum; sormazsanız biliyorum. diyor augustinus.
Bin Hüznlü Haz / Hasan Ali Toptaş
Görsel : Jurg Rossen
bab
sonra, kim bilir artık ben kapağını bile görmediğim kaç bin kitabın içinde aynı anda, hangi duygularla gezinirken, zaman birdenbire kuşlara dönüştü...
Hasan Ali Toptaş
görsel : Carl Maydans
Eylül 07, 2014
elephants and chandelier
Filler ve Zaman
Hikaye istemeyiz . Hikayeler gerçeğe dayanır. Lea kollarını kaldırır, ağır yürür. Çabuk sıkılır. Bir pipo tüttürür ve filleri düşünür.
Neo romantik gelir. Annesine yalvarır. Kekin içinden yumurta kırığı çıkarır. Serengetide bir impala uyanır. Karnının altında misk ü amber taşır.
Lea filleri düşünür, alnı kırışır.
Hikaye ve şiir istemeyiz. Hikayeler şüphe, şiirler gerçeküstücülük taşır.
Lea eteklerini düzeltir. Gülümseyerek kekini çaya batırır. Daha önceleri romanın hiçbir yerinde, hiçbir sahnesinde adı geçmeyen silahı alır ve kafasındaki filleri vurur.
Kalbim üç kilo …tam üç kilo bölü pi sayısı. 0.955 çarpı bir fil
Bebek filler, insan yavrusunun parmağını emdiği gibi hortumlarını emerler. Filler ölüleri için tören düzenlerler.
Hal böyleyken ... Dürülürken toprak ve tohum yeniden
Dışa doğru soğurken içi kaynayan evren,
Sen tutmuş diyorsun ki …
Sen tutmuş bana diyorsun ki ...
Sahi ya …Sen bana hiçbir şey söylemedin
Temmuz 05, 2014
Haziran 20, 2014
Haziran 16, 2014
metin altıok
insan usul usul ölmek için gelir dünyaya.
başlar her gün biraz daha insan olmaya
ve ölürken usul usul ne tuhaf;
aşık olur, kedi besler, isim verir eşyaya
Metin Altıok
Tesla
Erdemlerimiz ve kusurlarımız birbirinden ayrılamaz, güç ve madde gibi.
Onlar ayrıldığında insan bir hiçtir.
Nikola Tesla
10 Temmuz 1856 – 7 Ocak 1943
Haziran 14, 2014
Haziran 13, 2014
Mayıs 28, 2014
Mayıs 24, 2014
mevlana

Sızlamayan, inlemeyen, yanmayan,
anmayan kalbin taştan ne farkı var?..
Mevlâna
görsel : Vladimir Kush
SOMA
Yer ile göğün arası bir mazlumun ahı kadardır.
HZ. ALİ
Gelecek kış iki kat daha kalın giyinin... Daha az enerji harcayın... Daha az tüketin ... Nerede aşırıya kaçıyorsanız bir başkasının hakkını kullanıyorsunuzdur, ihtiyacı olanla paylaşın...
Her uyandığınızda sevdiklerinize kavuşabiliyorsanız onlara daha sıkı sarılın...Sizin kadar şanslı olmayanları, evden çıkıp geri dönmeyenleri, bir ömür gökyüzüne hasret kalanları unutmayıp arkalarından bir dua gönderin, belki ışık olur ...
Soma 10. gününü doldurdu. Nur içinde yatsınlar
Mayıs 08, 2014
Homayoun Shajarian& Tahmoures Pournazeri
bir şarkıya aşık olmak ...
yaylılar, piano ve farsça,
şiir: Simin Behbahani
rimbaud
Size bir adres veremiyorum çünkü yakında hangi yollardan, niçin ve nasıl, nereye sürükleneceğimi bilemiyorum.
Arthur Rimbaud
puslu kıtalar atlası
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ıstırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi, Dünya’nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.
İhsan Oktay Anar
görsel : Jian Chong Min
okumadan görmez
gözleriniz
ve duymaz kulaklarınız
aklınız ... ruhunuz beslense de aç
Vücudun aşermeleri gibi ruhun da aşermeleri olur. Peşine düşülmelidir. Mutlaka bildiği bir şey, aydınlanması gereken bir yol, ulaşılması gereken bir yer vardır sonunda. Olmazsa da ne gam. Bazen ulaşılması beklenen yer yolun sonu değil kendisidir. Bu sebeple söylenen hiçbir söz, süregelen kurallar, verilen tavsiyeler ( bu da dahil) size uymayabilir. Frued'a kaç çeşit terapi yöntemi vardır diye sormuşlar, dünyada ne kadar insan varsa o kadar diye cevap vermiş.
Ne hikmetse geçen sene aklımı bilime takmıştım. Fizik kuralları, yasalar, bilim insanları, madde, evren... Sorular, cevaplar, açlık ... Bir çok kitap arasından dili ve anlatımıyla Tübitak yayınlarının " Kara Cisimler ve Kuantum Kedileri " ni çok sevdim. Yerçekimi Gurusu, Göz Aldanmaları, Havanın İmparatorları, Bilimin Kraliçeleri, Akım Meselesi gibi başlıklar altında bilimi, tarihi , insanı kolay ve anlaşılır bir dille işlemiş.
Bilime ilginiz varsa bu kitabı bulun alın diyeceğim ama pek de kolay bulunmuyor sanırım. Halk kütüphanesinin kısıtlı kaynakları arasında buldum.( Bu arada kütüphaneleri de sevin.) Bu olmasa bile Tübitak ve Odtü yayınlarının fiyat olarak oldukça uygun içerik bakımından zengin başka bilim kitapları var. Tavsiyelere kulak asmayandan tavsiyedir.
*
" Leonardo bilimle sanat arasında fark olmadığını öne sürer ve sürekli olarak bu ikisini harmanlamaya çalışırdı. Örneğin çağının bir çok sanatçısı ve doktoru gibi Leonardo da anatomiyi incelemek için kadavraları parçalıyordu. Kuşkusuz onbeşinci yüzyıl İtalyasında soğutma ve formaldehit bulunmadığı için bunu hızlı yapıyordu. Atların iç organlarını ve bir kurbağının omuriliğini büyük bir titizlikle inceledi ve kafatasının içini analiz eden bir dizi çizim yaptı. "
1452 Floransa doğumlu Mono Lisa'yı yapan " ressam" Leonardo da Vince içinde pompaların, uçan makinaların, vinçlerin, insanların suda batmadan yürümesi sağlayan yüzen ayakkabilarının çizimlerinin olduğu 13.000 den fazla not tutmuştur. Bunların ancak üçte birinden azı günümüze ulaşmıştır.
Leonardo büyük bir hayalperestti. Ölüm döşeğinde " Yapılan bir şey oldu mu ? " diye sorduğu söylenir.
Nisan 28, 2014
rilke
Belki de bize kalan yamaçta bir ağaçtır, her gün
Onu yeniden görelim diye, dünkü sokaktır belki,
Ya da kötü büyütülmüş bağlılığıdır bir alışkanlığın,
Hoşlanmıştır, yanımızdan gitmemiştir, kalmıştır.
R. M. Rilke
hasan ali toptaş
Belki insanlar koskoca yaşamları boyunca yalnızca bir süre için farklı olmaya katlanabiliyor, sonra da yavaş yavaş öteki insanların davranışlarına, düşüncelerine ve duygularına bürünerek, durup dinlenmeden kendini tekrarlayan uçsuz bucaksız bir benzerlikler denizinde kaybolup gidiyorlardı. Yaşamları herkesinkine benzediği ya da farklı görünmesine karşın aynı özü taşıdığı için, herkes gibi ölüyorlardı daha sonra da; herkes gibi, bayatlamış birkaç anı kırıntısının uzaklığını koklaya koklaya, geleneksel ziyaretlerle kirletilmiş ya da geleneksel yalnızlıklarla gölgelenmiş buz gibi bir yatakta, farklı yaşadıkları yılların tadını tenlerinde, belleklerinde ve ağızlarından dökülen mecalsiz ah'ların karanlığında arayarak, yavaşça, alışılmış bir ölümle ölüyorlardı.
Hasan Ali Toptaş
görsel : Nicholas Cormier
eksilerek artmak, artarak eksilmek ...
Her şeyi tam zamanında yapmak, ancak yaşamımızın sonlarına doğru öğrenebildiğimiz o küçük erdemlerden biridir...
Virginia Woolf / Deniz Feneri
Nisan 20, 2014
Nisan 18, 2014
beşyüz günlük yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
İnsanlar yaşlandıkça hayallerinin peşine düşmekten vazgeçmezler, hayallerinin peşini bıraktıkları için yaşlanırlar G.G.Marquez
*
Postane görevlisi paketi tartının üzerine koydu, kafasında aritmetik hesabını tamamlayıp şöyle dedi: “Borcunuz 82 pesos.”
Mercedes kâğıt paralarını saydı, cüzdanındaki bozuklukları çıkarttı ve beni durumun gerçeğiyle yüzleştirdi: “Bizde sadece 53 pesos var.”
Bir yılı aşan fakirlik dönemimizde böylesi engellere öylesine alışmıştık ki, çözüm için pek de kafa yormadık. Paketi açtık, içindekileri iki eşit parçaya böldük ve bir parçayı Buenos Aires’e gönderdik, bunları yaparken geriye kalanı yollamak için gereken parayı nasıl bulacağımızı bile sormamıştık kendimize. Cuma günüydü, saat akşam altıyı gösteriyordu ve postane pazartesiye kadar açılmayacağına göre, düşünmek için önümüzde tüm bir hafta sonu vardı.
Marquez'in anılarından uzun ama çok güzel bir yazı ... Güle güle büyük yazar
yazının devamını Edebiyathaber.net ten okuyabilirsiniz.
Nisan 04, 2014
her şey yolunda
-Al elini ve kalbine koy,
ve de ki, "Herşey Yolunda"
+ Evet, "Herşey Yolunda"
Köyümüzde yaşlı bir bekçi vardı,
Gece devriyelerinde bağırırdı
“Herşey yolunda. Herşey yolunda!”
Biz de huzurlu bir şekilde uyurduk. Sonra bir gece, bir hırsızlık oldu. Ve öğrendik ki meğerse bekçi körmüş!
O, “Herşey yolunda!” derdi, biz de güvende hissederdik kendimizi. O gün, bu kalbin ne kadar kolayca korkabildiğini öğrendim.
Kandırmanız gerekiyor. Sorun ne kadar büyük olursa olsun,
“Herşey yolunda.”
Nisan 02, 2014
kimse
itip beni
balıma dadanan bu çağı sevmedim
Gülten Akın
görsel : Katerina Plotnikova
Mart 18, 2014
Mart 15, 2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























